<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Moda Takibi &#124; Moda, Giyim, Bakım, Sağlık &#187; Hamilelik</title>
	<atom:link href="http://www.modatakibi.net/category/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.modatakibi.net</link>
	<description>Moda Takibi; kadınlar için moda, magazin, giyim, cilt bakımı, sağlık, cinsellik, güzellik, diyet ve yemek tarifleri  alanlarında yayın yapan yaşam güncesidir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Jan 2012 12:57:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Jinekolojik kansere yakalanan kadınlar da çocuk sahibi olabilir</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/jinekolojik-kansere-yakalanan-kadinlar.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/jinekolojik-kansere-yakalanan-kadinlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 09:54:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gülçin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[rahim içi kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.modatakibi.net/?p=12638</guid>
		<description><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ateş Karateke “Tümörün boyutu ve bulunduğu bölge müsaitse, belli şartları da taşıyan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="lightbox" title="hamile" href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/04/hamile.jpg"><img class="size-full wp-image-12639 alignleft" title="hamile" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/04/hamile.jpg" alt="" width="610" height="345" /></a></p>
<p>Yeditepe  Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr.  Ateş Karateke “Tümörün boyutu ve bulunduğu bölge müsaitse, belli  şartları da taşıyan rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinde organ  koruyucu tedavi girişimleri uygulamak mümkündür” diyor.</p>
<p>Artık  30’ lu yaşlarında jinekolojik kanser olan, üreme yeteneğini korumak  isteyen ve belli şartları taşıyan kadınların, bebek sahibi olma yetileri  de korunabilecek.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın  Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ateş Karateke, “jinekolojik  kanserler” denilen rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanseri  hastalıklarında, günümüzde artık organ koruyucu tedavi uygulamalarının  esas alınabileceğini belirterek, gerekçesini şöyle açıklıyor:</p>
<p>“Bugün  artık kadınlarda akademik kariyer, iş, okul gibi nedenlerle evlenme  yaşı ötelendi. Özellikle eğitimli kadınlar 35 yaşından sonra  evleniyorlar ve bu yaştan itibaren çocuk sahibi olmak istiyorlar.  Jinekolojik kanserlerin bir bölümü bu yaş grubunda görülmektedir.  Özellikle rahim ağzı kanseri, ilk pikini 35-39 yaşları arasında  yapmaktadır. Bu yaş aralığında yeni evlenmiş ve çocuk sahibi olmak  isteyen bir kadının rahim ağzı kanseriyle karşılaşma olasılığı  mevcuttur. Bu kadının hem hayatta kalma, yani bu hastalıktan kurtulma  hem de çocuk sahibi olma isteğinde bulunması çok doğaldır.</p>
<p>Rahim  ağzı kanseri tedavisinde artık bu isteğe cevap verilebiliyoruz. Rahim  ağzı kanseri olmamış ama rahim ağzı kanseri öncü lezyonları olan  kadınları, hem rahim ağızlarını hem de rahimlerini koruyarak, bir organ  kaybı olmadan yıllardır zaten çok rahatlıkla tedavi edebiliyorduk. Şimdi  ise rahim ağzı kanseri olma aşamalarını geçtikten sonra rahim ağzı  kanseri olmuş kadınların önemli bir kısmında, eğer çocuk isteniyorsa,  rahmi almadan tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz.”</p>
<p><strong>Rahim ağzı  kanseri</strong><br />
Rahim ağzı kanserinde kadının üreme yetisini korumaya  yönelik tedavi uygulamanın belli şartlara bağlı olduğunu belirten Prof.  Dr. Karateke, bu şartları şöyle sıralıyor:“Öncelikli şart, tümörün küçük  olmasıdır. Kadının çocuk doğurma yeteneğinin olması, yani  yumurtalıklarında bebek sahibi olabilecek yumurta rezervinin bulunması  gerekir. Böyle bir kadında, eğer tümör küçükse ve lenf nodlarına yayılım  olmamışsa, rahim ağzı bölgesini bağlarıyla birlikte pelvis yan  duvarından, çatı kemiklerinin üzerinden çıkarmak, rahmin çocuğu taşıyan  kısmını (korpus) vajen ile tekrar birleştirmek ve lenf nodlarını da  alarak böyle bir tedaviyi gerçekleştirmek mümkün.”</p>
<p>Ameliyatla  çıkarılan rahim ağzı bölgesini patolojiye gönderdiklerini ve bu sayede  tümörün tamamının alınıp alınmadığını anladıklarını söyleyen Prof. Dr.  Karateke, “Bunu ameliyat öncesi yaptığımız görüntüleme yöntemleriyle de  değerlendirebiliyoruz. Zaten rahim ağzı bölgesinde lokalize olmuş,  küçük, görüntüleme yöntemlerinde lenflere atmadığını bildiğimiz bir  kanseri bu şekilde tedavi etmemiz mümkün. Bu hastalarda pelvis ve tüm  karın MR&#8217;larını istiyoruz. PET-CT yöntemi ile lenf nodlarına, akciğer CT  yöntemi ile de akciğere yayılma olup olmadığını bildikten sonra bu  tedaviye karar veriyoruz” diyor.<br />
Rahim ağzı kanserinin  yumurtalıklarla hiçbir ilgisi olmadığını belirten Prof. Dr. Ateş  Karateke, rahim ağzı kanserinin yumurtalıklara yayılımının hemen hemen  hiç olmadığını, bu nedenle de yumurtalıklara herhangi bir cerrahi tedavi  uygulamadıklarını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Yumurtalık kanserleri</strong><br />
Yumurtalıktan  birden fazla kanser çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ateş Karateke, bu  kanser türlerini şöyle anlatıyor:<br />
“Yumurtalığın dış ceperindeki  epitelden çıkan kanserlere epitelyal over kanserleri denir.  Yumurtalıkta, neslimizi devam ettiren yumurta hücreleri (germ hücreleri)  vardır. Yumurta hücrelerinden çıkan kanserlere germ hücreli kanserler  denir. Germ hücrelerinin etrafındaki dokuları da stroma olarak ifade  ediyoruz. Bu dokular hormon yapar. Bu hormon yapan dokudan çıkan  tümörlere de stromal tümörler denir.”</p>
<p>Günümüze kadar, bebek  isteyen germ ve stromal hücreli over kanserlerinde üreme yetisini  kaybetmek istemeyen olgularda organ koruyucu tedavinin standart olarak  yapılmakta olduğunu ifade ediyor Prof. Dr. Karateke. Yumurtanın dış  çeperindeki epitelinden çıkan epitelial over kanserlerinde, son beş yıla  kadar organ koruyucu tedavi yapılamamasını, bu kanser türünün  fazlasıyla öldürücü olduğu gerekçesiyle, hekimin birinci amacının  hastanın hayatta kalmasını sağlamak olmasına bağlıyor. Yeni çalışmalar  neticesinde epitelden çıkan tümörlerde de organ korumanın mümkün  olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karateke, yöntemin uygulanması için gerekli  olan şartları şöyle açıklıyor:“Tümör, yumurtalıkta tamamen o kistin iç  yüzünde kalmış, diğer yumurtalığa herhangi bir şekilde yayılmamış, karın  iç zarına, karın dokularına, karın yıkantı suyuna, lenf dokularına  yayılmamış ve özellikle iyi huylu seröz ya da müsinöz tip tümörse,  yalnızca kanserin çıktığı yumurtalığı alarak, sağlam yumurtalığı ve  rahmi bırakarak organ koruyucu tedavi yapmak mümkün.”</p>
<p>Prof. Dr.  Karateke, ameliyat ile rahmini kaybetmeyen ve tek yumurtalığa sahip olan  kadının üreme yeteneğini devam ettirebileceğini ifade ediyor.  Yumurtalıkta, adına kanser denilmeyen ama kanser ile normal doku  arasında geçiş özelliğine sahip “borderline over tümörlerinin de  olabildiğini, bu durumda da yine organ koruyucu tedavi yapılabildiğini  belirten Prof. Dr. Karateke “Her iki overde (yumurtalık) borderline  tümör olsa bile, yumurtalıkları ve rahmi almadan tümörü yok edebiliriz”  diyor.</p>
<p><strong>Rahim içi kanserleri</strong><br />
Rahim içi (endometrium)  kanserlerinin genç kadınlarda pek görülmeyen bir kanser türü olduğunu  söyleyen Prof. Dr. Ateş Karateke, bir noktaya dikkat çekiyor:<br />
“Polikistik  over sendromu (yumurtlama olmaması) olan kadınlarda, 30&#8242;lu yaşlarda  endometrium kanseri görülebilir. Çünkü uzun süre yalnızca östrojen  etkisine maruz kalan rahim içi zarı, zaman içinde kanserleşebilir.”</p>
<p>“35  yaşlarında kısırlık ya da tüp bebek tedavisi görme aşamasındayken  doktorunuzun şüphelenip de aldığı bir biyopsi sonucunda, endometrium  kanseri gibi bir hastalıkla karşılaşabilirsiniz” diyen Prof. Dr.  Karateke, organ koruyucu tedaviyi gerçekleştirmek için aranan şartları  şöyle ifade ediyor: “Kanserin çok yüzeysel olduğu, hormon bağımlı bir  kanser olduğu, tümörün rahim duvarına yayılmadığı görüntüleme  yöntemleriyle tespit edilmelidir. Hastaya yüksek doz progestinler  verilerek, hastalığın bu ilaca cevap verip vermediği araştırılır. Eğer  cevap veriyorsa ve tümör gerilemişse, histeroskopi (mercek sistemi) ile  rahim içi değerlendirildikten sonra, hasta kısa sürede gebe kalması için  tüp bebek merkezine yönlendirilir. Çünkü kadının spontan gebeliğini  beklemek için uzun zamanımız yoktur. Hastalığın nüksetme olasılığı  vardır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/jinekolojik-kansere-yakalanan-kadinlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte şeker hastalığı</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-seker-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-seker-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 19:49:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte şeker]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte şeker diyet listesi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte şeker diyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.modatakibi.net/?p=8541</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte şeker testlerini yaptırmanız ve nasıl beslendiğiniz önemli! İşte gebelik şekeri olanlar için örnek beslenme programı Hayatında hiç diyabet sorunu yaşamayan kadınlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/hamile_seker_mkle.jpg"><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" title="hamile" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/hamile_seker_mkle.jpg" border="0" alt="" width="610" height="345" /></a></p>
<p><strong>Hamilelikte şeker testlerini yaptırmanız ve nasıl beslendiğiniz önemli! İşte gebelik şekeri olanlar için örnek beslenme programı </strong></p>
<p>Hayatında hiç diyabet sorunu yaşamayan kadınlar, gebelik döneminde şeker hastalığı ile tanışabiliyor. Hamilelerin yüzde 2’sinde gebelik diyabeti ortaya çıkabiliyor. Gebelik diyabetinde hem açken hem de tokken kan şekeri yükseliyor.</p>
<p>Normalde kan şekerinin dokuların içine girip dokular tarafından kullanılması gerekiyor. Eğer dokular tarafından kullanılmazsa, şeker dışında başka maddelere dönüşerek organlara zarar veriyor. İşte bu nedenle hamilelikte şeker testlerinin yapılması çok önemli!</p>
<p>Op. Dr. Kağan Kocatepe, şeker tarama testini anne adaylarının hepsi için önerdiklerini, genellikle bu testin 24-30’uncu haftalar arasında yapılması gerektiğini belirtiyor. Ancak hamilelik, şeker açısından yüksek risk altındaysa daha erken de yapılabiliyor testler.</p>
<p><strong>Şeker testleri nasıl yapılıyor?</strong></p>
<p>Şeker tarama testinde, 50 gram şekerli suyu içtikten sonra bir saat boyunca yemek yemiyorsunuz ve sonrasında kandaki değere bakılıyor. Belli bir değerin üzerinde çıkarsa gebelik şekeri şüphesi doğuyor. İşte bu durumda ikinci bir test türü olarak şeker yükleme testine tabi tutuluyorsunuz. Açlık kan şekeri alınacağı için kliniğe aç gitmeniz gerekiyor. 100 gram şekerli su içiyorsunuz ve birinci, ikinci, üçüncü saatlerde toplam dört tane kan alınıyor. İki veya daha fazlası yüksek çıkarsa gebelik şekeri tanısı konuluyor, bir tanesi yüksek çıkarsa gebelik şekeri şüphesi olduğu ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Gebelik şekeri bebek için hangi risklere neden olur?</strong></p>
<p>Bebek, annesinin kan şekeri yüksek seyrederse ve tedavi edilmezse, annesinin kan şekeri yüksekliğinin düşmesi için yardımcı olur. Onun bedeninde annesinin yüksek olan kan şekerine göre insülin salgılanır, böylece bedeninde normalden daha fazla insülin oluşur. Bebek doğduktan sonra kordon kesildiği anda, o fazladan insülin bebeğin kan şekerini aniden düşürür. Sarılık ve kalsiyum düşüklüğü, kan şekeri düşüklüğüne bağlı olarak ortaya çıkar. Bebeğin aşırı iri olması, bu nedenle sezaryen olma olasılığının artması, buna bağlı olarak omuz takılmasının yaşanması, bebekte ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açar.</p>
<p><strong>Diyabetli kadınlar hamile kaldıklarında nelere dikkat etmeliler?</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Görgülü, diyabetli hamilelerin hamilelik boyunca açlık ve tokluk şekerlerini normal seviyelerde tutmaları gerektiğini söyleyerek şu önerilerde bulunuyor:</p>
<p>“Diyabetik gebelerin kan şekeri düzeylerini, insülin tedavisi dozlarını hekimleriyle daha sık görüşmeleri; günde 4 kez yoğun insülin tedavisi uygulamaları gerekir. Eğer bu tedavileri düzgün devam ettirir, kan şekeri kontrollerini iyi yaparsanız, herhangi bir metabolik komplikasyon olmadan, bebeğe zarar gelmeden hamileliği tamamlarsınız.</p>
<p>Ancak diyabete bağlı kalp ve böbrek gibi organ rahatsızlığınız varsa, daha sık genel kontrol yaptırmanız gerekir. Doğum öncesi kan testlerini ihmal etmemelisiniz. Özellikle organ yetersizliği de gelişmişse, sık idrar tahlili ile böbrekten protein kaybı olup olmadığı, tansiyon yükselmesi, kalp kapakları ya da kalp kasındaki rahatsızlıklara bağlı olarak akciğerlerde su birikmesi, kalp yetersizliği olup olmadığını kontrol ettirmelisiniz.”</p>
<p><strong>Diyabetli hamileler nasıl beslenmeli?</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, diyabetli anne adaylarının beslenmede dikkat etmesi gerekenleri şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Gebelik şekerinde de normal diyabetteki gibi en önemli besin öğesi karbonhidratlı (şekerli) besinler. Karbonhidratlı besinler kan şekerini yükseltir diye diyetten çıkartılmaz. Yapılan çalışmalar da göstermiş ki; gebelikte yeterli protein ve yağ alınsa dahi eksik karbonhidrat bebeğin beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturur.</li>
<li>Karbonhidratlarda önemli nokta; ne kadar karbonhidrat gerektiğinin iyi hesaplanması ve kişinin ihtiyaç duyduğu karbonhidratı günün hangi saatlerinde, ne kadar ve hangi besinlerle karşılayabileceğini öğrenmesidir. Kan şekerini hızlı yükselten basit şekerler yerine lif miktarı yüksek, kan şekerini daha yavaş yükselten, sağlığı geliştirmede daha etkin kompleks karbonhidratları seçmek faydalı olur.</li>
<li>Kompleks karbonhidratlar; tam tahıl taneleri, kepekli pirinç, makarna, bulgur, tam buğday ekmekleri, çavdar, yulaf ve benzerleridir. Basit şekerler ise; çay şekeri, reçel, bal ve marmelat gibi gıdalardır. Diyet programında karbonhidrat kaynaklarını öncelikli olarak ekmek ve ekmek yerine geçenler ile meyve grubu besinler oluşturur. Bu besinler diyette kesinlikle bulundurulmalı. Ancak yenilecek miktar ve zamanlama çok iyi belirlenmeli.</li>
<li>Sıkıntı her zaman kan şekerinin yükselmesi olmaz. Kan şekerinin düşmesi de yaşanır ve çok tehlikelidir. Bu nedenle doktorun ve beslenme uzmanının istediği periyotlarda kan şekeri kontrolü yapmak / yaptırmak, besin tüketim kaydı tutmak ve bu kayıtlar eşliğinde beslenme programını yenilemek gerekir. Annenin aldığı kilo, kan şekeri değerleri, yiyebildiği ve yiyemediği besinler göz önüne alınarak diyetisyen kontrolünde beslenme programı yenilenmelidir.</li>
<li>Öğün atlamayın. Kan şekerinin düşmesi oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bunu önlemenin en güzel yolu sık aralıklarla beslenmektir. Kan şekerlerinin istenilen düzeylerde tutulabilmesi için öğün sayı ve miktarları önemlidir. Ara öğünler, öğünden 2,5 &#8211; 3 saat sonra kompleks karbonhidrat içerikli olmalıdır.</li>
<li>Kan şekerini düzenlemede yardımcı besinlerin başında posa gelir. Posa, birlikte yenilen karbonhidratın kan şekerine olan etkisini azaltır. Kan şekerinin yükselme hızını yavaşlatır. Bu nedenle de tüm öğünlerinizde kalori değeri çok az olan ama vitamin, mineral ve posadan zengin olan kaynakları, yani sebzeleri mutlaka sofranızda bulundurun. Bununla birlikte diğer karbonhidrat kaynaklarında da posadan zengin olanları tercih etmelisiniz. Yani tam buğday ekmeği, çavdar, bulgur, meyveler gibi.</li>
</ul>
<p><strong>10 ALTIN KURALI UNUTMAYIN!</strong></p>
<ul>
<li>Hamile kaldığınız kilo, hamilelik dönemi boyunca alacağınız kiloyu belirler.</li>
<li>Gebelik şekeriniz olursa beslenme programı, mutlaka beslenme uzmanı ile hazırlanmalı.</li>
<li>Diyet; size özel hesaplanmış, seveceğiniz besinlerden oluşmalı ve sosyal yaşantınıza uygun olmalı.</li>
<li>Öğün ve ara öğünleri kaçırmamalısınız.</li>
<li>Hangi besinler karbonhidrat içerir, öğrenin. Buna göre öğünde almanız gereken karbonhidrat kaynağı besinleri kendiniz seçebilirsiniz.</li>
<li>Gebeliğinizi izleyen doktorun önereceği ölçüde fiziksel aktivite yapın.</li>
<li>Bol su için.</li>
<li>Basit şekerlerden uzak durun.</li>
<li>Kompleks karbonhidratlara ağırlık verin.</li>
<li>Bol posa tüketin.</li>
</ul>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz’dan bir günlük örnek menü</span></strong></p>
<p><strong>Kahvaltı </strong><br />
3 dilim esmer ekmek<br />
2 dilim az yağlı peynir veya 1 haşlanmış yumurta + 1 dilim az yağlı peynir<br />
Mevsimine uygun bol çiğ sebze<br />
5- 6 adet zeytin  (tuzsuz)<br />
Şekersiz açık çay</p>
<p><strong>Ara öğün </strong><br />
1 porsiyon meyve<br />
Yarım kase az yağlı yoğurt veya yarım bardak az yağlı süt</p>
<p><strong>Öğle yemeği </strong><br />
1 kase çorba<br />
100 – 150 gram et veya tavuk veya balık<br />
Salata (1-2 tatlı kaşığı zeytinyağlı)<br />
3 dilim esmer ekmek veya ekmek yerine geçenler</p>
<p><strong>Ara öğün </strong><br />
1 meyve<br />
1 kase az yağlı yoğurt<br />
1 dilim esmer ekmek veya ekmek yerine geçenler</p>
<p><strong>Akşam yemeği </strong><br />
1 kase çorba<br />
Etsiz sebze yemeği<br />
1 kase az yağlı yoğurt<br />
2 dilim esmer ekmek veya ekmek yerine geçenler</p>
<p><strong>Ara öğün </strong><br />
1 porsiyon meyve<br />
8-10 adet fındık</p>
<p><strong>Ara öğün (yatana kadar geçen süre fazla ise) </strong><br />
Yarım kase az yağlı yoğurt veya yarım bardak az yağlı süt<br />
1 dilim esmer ekmek veya 3 kaşık yulaf gevreği</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-seker-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik şekeri diyeti nasıl olmalı? Şekeri olan hamileler için tavsiyeler&#8230;</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-sekeri-diyeti-nasil-olmali-sekeri-olan-hamileler-icin-tavsiyeler.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-sekeri-diyeti-nasil-olmali-sekeri-olan-hamileler-icin-tavsiyeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 14:18:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik şekeri diyeti nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik şekeri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik şekeri olanlar nasıl beslenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte şeker hastalığı ansıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[hamile diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[hamile şekeri diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte şeker]]></category>
		<category><![CDATA[hamileyim şekerim yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.modatakibi.net/?p=8538</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte şekeri yükselen anne adayları, karbonhidratı doğru yerden almalı ve posalı yiyecekler tüketmeli. Hamilelikte şeker sorunu olduğunda, anne adayının özelliklerine göre günlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="lightbox" title="hamile" href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/03/hamile-bulanti-mkle1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-10406" title="hamile" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/03/hamile-bulanti-mkle1.jpg" alt="" width="610" height="345" /></a></p>
<p><strong>Hamilelikte şekeri yükselen anne adayları, karbonhidratı doğru yerden almalı ve posalı yiyecekler tüketmeli. </strong></p>
<p>Hamilelikte şeker sorunu olduğunda, anne adayının özelliklerine göre günlük alınması gereken enerji miktarının belirlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Medical Park Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, karbonhidratı tamamen kesmek yerine doğru yerden almanın önemli olduğunu belirtiyor. Tam tahıl taneleri, kepekli pirinç, kepekli makarna, bulgur ve yulaf tüketmek gibi… Kan şekerinin ani düşüşlerini önlemek için de posadan zengin gıdalar tercih etmeli ve ara öğünleri kesinlikle atlamamalı!</p>
<p>Hamilelik döneminde anne adayında şeker çıkması durumunda beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>Hamilelikte şeker hastalığı (diyabeti) olan hamileler nasıl beslenmeli?</strong></p>
<ul>
<li>Gebelik şekerinde de normal diyabetteki gibi en önemli besin öğesi karbonhidratlı (şekerli) besinler. Karbonhidratlı besinler kan şekerini yükseltir diye diyetten çıkartılmaz. Yapılan çalışmalar da göstermiş ki; gebelikte yeterli protein ve yağ alınsa dahi eksik karbonhidrat bebeğin beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturur.</li>
<li>Karbonhidratlarda önemli nokta; ne kadar karbonhidrat gerektiğinin iyi hesaplanması ve kişinin ihtiyaç duyduğu karbonhidratı günün hangi saatlerinde, ne kadar ve hangi besinlerle karşılayabileceğini öğrenmesidir. Kan şekerini hızlı yükselten basit şekerler yerine lif miktarı yüksek, kan şekerini daha yavaş yükselten, sağlığı geliştirmede daha etkin kompleks karbonhidratları seçmek faydalı olur.</li>
<li>Kompleks karbonhidratlar; tam tahıl taneleri, kepekli pirinç, makarna, bulgur, tam buğday ekmekleri, çavdar, yulaf ve benzerleridir. Basit şekerler ise; çay şekeri, reçel, bal ve marmelat gibi gıdalardır. Diyet programında karbonhidrat kaynaklarını öncelikli olarak ekmek ve ekmek yerine geçenler ile meyve grubu besinler oluşturur. Bu besinler diyette kesinlikle bulundurulmalı. Ancak yenilecek miktar ve zamanlama çok iyi belirlenmeli.</li>
<li>Sıkıntı her zaman kan şekerinin yükselmesi olmaz. Kan şekerinin düşmesi de yaşanır ve çok tehlikelidir. Bu nedenle doktorun ve beslenme uzmanının istediği periyotlarda kan şekeri kontrolü yapmak / yaptırmak, besin tüketim kaydı tutmak ve bu kayıtlar eşliğinde beslenme programını yenilemek gerekir. Annenin aldığı kilo, kan şekeri değerleri, yiyebildiği ve yiyemediği besinler göz önüne alınarak diyetisyen kontrolünde beslenme programı yenilenmelidir.</li>
<li>Öğün atlamayın. Kan şekerinin düşmesi oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bunu önlemenin en güzel yolu sık aralıklarla beslenmektir. Kan şekerlerinin istenilen düzeylerde tutulabilmesi için öğün sayı ve miktarları önemlidir. Ara öğünler, öğünden 2,5 &#8211; 3 saat sonra kompleks karbonhidrat içerikli olmalıdır.</li>
<li>Kan şekerini düzenlemede yardımcı besinlerin başında posa gelir. Posa, birlikte yenilen karbonhidratın kan şekerine olan etkisini azaltır. Kan şekerinin yükselme hızını yavaşlatır. Bu nedenle de tüm öğünlerinizde kalori değeri çok az olan ama vitamin, mineral ve posadan zengin olan kaynakları, yani sebzeleri mutlaka sofranızda bulundurun. Bununla birlikte diğer karbonhidrat kaynaklarında da posadan zengin olanları tercih etmelisiniz. Yani tam buğday ekmeği, çavdar, bulgur, meyveler gibi.</li>
</ul>
<p><strong>ARA ÖĞÜNLERİ SAKIN ATLAMAYIN!</strong><br />
Öğün atlamayın. Diyabette olduğu gibi gestasyonel diyabette de kan şekerinin düşmesi oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bunu önlemenin en güzel yolu sık aralıklarla beslenmektir. Kan şekerlerinin istenilen düzeylerde tutulabilmesi için öğün sayı ve miktarları önemlidir. Ara öğünler, öğünden 2.5 – 3 saat sonra kompleks karbonhidrat içerikli olmalıdır.</p>
<p><strong>KAN ŞEKERİNİ POSAYLA DÜZENLEYİN</strong><br />
Kan şekerini düzenlemede yardımcı besinlerin başında posa gelir. Posa, birlikte yenilen karbonhidratın kan şekerine olan etkisini azaltır. Kan şekerinin yükselme hızını yavaşlatır. Bu nedenle de tüm öğünlerimizde kalori değeri çok az olan ama vitamin, mineral ve posadan zengin olan kaynakları mutlaka soframızda olmalıdır (sebzeler). Bununla birlikte diğer karbonhidrat kaynakları da posadan zengin tercih edilmelidir. (tam buğday ekmeği, çavdar, bulgur, meyveler vb. )</p>
<p><strong>10 ALTIN KURALI UNUTMAYIN!</strong></p>
<ul>
<li>Hamile kaldığınız kilo, hamilelik dönemi boyunca alacağınız kiloyu belirler.</li>
<li>Gebelik şekeriniz olursa beslenme programı, mutlaka beslenme uzmanı ile hazırlanmalı.</li>
<li>Diyet; size özel hesaplanmış, seveceğiniz besinlerden oluşmalı ve sosyal yaşantınıza uygun olmalı.</li>
<li>Öğün ve ara öğünleri kaçırmamalısınız.</li>
<li>Hangi besinler karbonhidrat içerir, öğrenin. Buna göre öğünde almanız gereken karbonhidrat kaynağı besinleri kendiniz seçebilirsiniz.</li>
<li>Gebeliğinizi izleyen doktorun önereceği ölçüde fiziksel aktivite yapın.</li>
<li>Bol su için.</li>
<li>Basit şekerlerden uzak durun.</li>
<li>Kompleks karbonhidratlara ağırlık verin.</li>
<li>Bol posa tüketin.</li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-sekeri-diyeti-nasil-olmali-sekeri-olan-hamileler-icin-tavsiyeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte erken doğum neden olur?</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-erken-dogum-neden-olur.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-erken-dogum-neden-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 20:34:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.modatakibi.net/?p=8539</guid>
		<description><![CDATA[Annenin yaşı, hipertansiyon, kronik hastalıklar ve sigara kullanmak erken doğuma neden olabiliyor. Bebeklerde Prematüre Doğum Normal hamilelik süreci olan 40 hafta tamamlanmadan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/bebek-aglama-sut-mkle.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong>Annenin yaşı, hipertansiyon, kronik hastalıklar ve sigara kullanmak erken doğuma neden olabiliyor. </strong></p>
<p><strong>Bebeklerde Prematüre Doğum</strong><br />
Normal hamilelik süreci olan 40 hafta tamamlanmadan, 37 haftadan önce gerçekleşen doğumlara prematüre doğum denir. Bu haftadan önce doğan bebeklerse prematüre bebek olarak adlandırılırlar.</p>
<p><strong>Prematüre bebekler gebelik yaşına göre 3&#8242;e ayrılır:</strong><br />
1. Grup ileri derecede (24-31 hafta)<br />
2. Grup orta derecede (32-35 hafta)<br />
3. Grup sınırda (36-37 hafta)</p>
<p><strong>Doğum ağırlıklarına göre de 3&#8242;e ayrılır:</strong><br />
Düşük doğum ağırlığı : Bebeğin doğumda 2500 gr.dan az olması<br />
Çok düşük doğum ağırlığı : Bebeğin doğumda 1500 gr.dan az olması.<br />
Aşırı düşük doğum ağırlığı: Bebeğin doğumda 1000 gr.dan az olması.<br />
<strong><br />
Prematüre Doğumun Nedenleri</strong><br />
Anne karnındaki bebek (fetus), rahim içinde “amniyon sıvısı” içinde büyür ve başta oksijen olmak üzere her türlü gereksinim ve beslenmesi gebelik eşi (plasenta) aracılığı ile olur. Atıklar yine plasenta aracılığı ile atılır. Yani fetusun beslenmesi annenin kan dolaşımı aracılığı ile olmaktadır. Kan dolaşımındaki sorunlar, annedeki bazı problemler, fetusun içinde bulunduğu rahimdeki bozukluklar ya da fetusun kendisine ait hastalıklar, zamanından önce yani prematüre doğuma neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Anne’den Kaynaklanan Nedenler</strong><br />
<strong>* Anne yaşı:</strong> İdeal gebelik yaşı 20-30 yaş arasıdır. Hamilelik dönemi ve doğum sonrası bakım, anne yaşından etkilenir. 17 yaş öncesi ve 35 yaşından sonraki gebelikler risklidir. Erken yaş gebeliklerinde  annede yüksek tansiyon ile seyreden ve eklampsi, geç yaş gebeliklerinde bebekte Down Sendromu (Mongol bebek) gibi kromozom anormallikleri görülebilmektedir.<br />
<strong><br />
* Hipertansiyon:</strong> Kan dolaşımı aracılığı ile beslenen fetus, annenin hipertansiyonundan etkilenir. Hipertansiyon önceden olabileceği gibi gebelikte de ortaya çıkabilir. Annedeki hipertansiyon hem annenin yaşamını tehlikeye atar, hem de doğum ağırlığı düşük bebek ya da erken doğum riski yaratır.</p>
<p><strong>* Kronik hastalık: </strong>Kalp, böbrek, akciğer, damar hastalığı gibi annedeki kronik hastalıklar, prematüre bebek doğum riskinin artmasına neden olur.<br />
<strong><br />
* Düşük gelir düzeyi:</strong> Yoksulluk, küçük yaşta gebelik, yetersiz beslenme ve yetersiz gebelik bakımı gibi nedenlerle premetüre bebek doğurma riski artar.</p>
<p><strong>* Sık doğum:</strong> Annenin doğumdan sonra fiziksel ve ruhsal olarak toparlanabilmesi ve bir sonraki hamileliğin sağlıklı gerçekleşebilmesi için, iki gebelik arasında en az iki yıl olması gerekir.</p>
<p><strong>* Enfeksiyon:</strong> Enfeksiyonda vücudun salgıladığı ve vücudun savunma mekanizmasını oluşturan bazı maddeler, rahmin kasılmasına neden olarak erken doğuma neden olurlar.Erken doğumların %16’sında amnion mayide enfeksiyon görülmektedir. Hamilelik döneminizde, idrar yolu enfeksiyonu gibi her türlü enfeksiyonun acilen saptanarak,  uygun antibiyotik tedavisine başlanması erken doğum riskini azaltır.</p>
<p><strong>* Sigara veya uyuşturucu kullanımı:</strong> Gebelikte sigara kullanımı, fetus ve plasentada bir yandan karboksihemoglobinin artıp oksijenin azalmasına, bir yandan da içerdiği nikotin ile prematüre bebek doğum riskinin artmasına neden olur. Kokain ve amfetamin gibi keyif verici ilaçlar da, prematüre doğuma neden olurlar. Kokain, plasentanın ayrılmasına ve annede hipertansiyona neden olmakta, ayrıca direk olarak rahmin kasılmasına da neden olarak prematüre doğuma neden olmaktadır.</p>
<p><strong>Genital Nedenler</strong><br />
Rahim ve doğum kanalındaki yapısal bozukluklar (örneğin rahim içinde tümör, rahimin bir zarla ikiye bölünmüş olması) prematüre bebek doğuma neden olurlar. Bunlardan Servikal Yetersizlik olarak adlandırılan durumda düşük ya da erken doğum olmakta, bunun için de gebelere doğum zamanına kadar yatak istrihati verilerek erken doğum önlenmeye çalışılmaktadır.</p>
<p><strong>Diğer Nedenler</strong><br />
Erken membran rüptürü: Amniyon sıvısını içeren su kesesisin doğum zamanı gelmeden önce açılması durumudur (Normalde doğum sırasında su kesesi açılır). Birlikte enfeksiyon riski de vardır.<br />
Polihidramnios: Amniyos sıvısının normalden fazla olması durumudur. Artan rahim içi hacim nedeni ile erken doğum olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-erken-dogum-neden-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte stres bebekte kolik oluşmasına neden olabilir!</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-stres-bebekte-kolik-olusmasina-neden-olabilir.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-stres-bebekte-kolik-olusmasina-neden-olabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 16:48:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.modatakibi.net/bayan-aksesuar/hamilelikte-stres-bebekte-kolik-olusmasina-neden-olabilir.html</guid>
		<description><![CDATA[Susmaksızın çığlık çığlığa ağlayan, kramp halinde sürekli kasılan bir bebek pek çok annenin kabusudur. İnfantil kolik denilen bu durumun birçok nedeni olabilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/03/basagrisi-mkle.jpg" alt="" width="610" height="345" /></a></p>
<p><strong>Susmaksızın çığlık çığlığa ağlayan, kramp halinde sürekli kasılan bir bebek pek çok annenin kabusudur. İnfantil kolik denilen bu durumun birçok nedeni olabilir.</strong></p>
<p>Besin alerjisi, besin intoleransı gibi nedenlerin yanı sıra hamilelikte stres de bebekte kolik görülmesine yol açabilir. <strong>Kadıköy Şifa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yaşaroğlu Erkum</strong>, kolik’in nedenleri ve tedavisi hakkında bilgi veriyor.</p>
<p>İnfantil kolik, süt çocukluğu döneminde sık görülen, nedeni açısından halen gizemini koruyan, zaman zaman aileyi ve hekimi sıkıntıya sokabilen bir sendromdur. Farklı tanımları olmasına rağmen, büyüme ve gelişimi normal olan 0 &#8211; 3 aylık bebekteki, en az 3 hafta süreli, haftada 3 günden fazla, günde 3 saatten fazla ve başka bir nedenle açıklanamayan huzursuzluk ve ağlama dönemleridir. Görülme sıklığı farklı çalışmalarda<br />
%10 &#8211; %40 arasında değişmektedir. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde daha sık görülür. Huzursuzluk ve ağlama nöbetleri günün belirli bir saatinde, genellikle öğleden sonra ve akşam saatlerindedir. Bebeklerin %50’ye yakınında belirtiler, 3 ay içinde kaybolurken;<br />
%40’ında 6. aya, %10’unda ise bir yaşa kadar sürebilmektedir.</p>
<p><strong>İnfantil koliğin nedenleri</strong></p>
<p>İnfantil koliğin nedeni kesin açıklanamamasına rağmen, bazı teoriler geliştirilmiştir. Yapılan bazı araştırmalar, anne diyetindeki inek sütü, lahana, karnabahar, brokoli, turunçgiller, çikolata, soğan gibi besinlerle, annenin sigara ve kahve kullanımının infantil koliği artırdığını tespit etmiştir. Bu durumun, bir besin alerjisi veya besin intoleransı olabileceği düşünülerek, anne diyetinde kısıtlamalar önerilmektedir. Bebekler, henüz gelişmemiş nörolojik sistemleri nedeniyle, ağrı duyusuna karşı daha duyarlı olup, bağırsak gerilmelerine daha fazla tepki vermektedirler. Hamilelikte sık psikolojik stres yaşayan, gergin bir ruhsal durum içinde olan anne ve ailelerin bebeklerinde yine infantil kolik sıklığı fazla bulunmuştur.</p>
<p>İnfantil kolik tanısında, aileden alınan öykü çok önemlidir. Bunun yanında, tam bir fizik muayene yapılarak bu huzursuzluğa yol açacak diğer nedenleri dışlamak ve bebeğin büyüme ve gelişiminin normal olması gerekir.</p>
<p><strong>İnfantil kolik nasıl tadavi edilir?</strong></p>
<p>Tedavide öncelikle, ailenin endişesini anlamak, bu durum ve süreç hakkında bilgilendirme yapmak gerekir. Annede veya aile içinde görülen, endişe veya gerginliği azaltmanın da tedavinin bir parçası olacağı vurgulanmalıdır. Anne sigara kullanmamalıdır. Kahveyi 1- 2 fincandan fazla tüketmemelidir. Anne diyetinden inek sütü, turunçgiller, lahana, brokoli, karnabahar, turpgiller, çikolata, baharatlı gıdalar çıkartılmalıdır.</p>
<p>Bebek loş, sessiz bir ortamda tutulmalıdır. Kolik sancıları sırasında, kucakta veya beşikte hafifçe sallanması, ninni söylenmesi, ya da müzik veya ritmik seslerin (saç kurutma makinesi) dinletilmesi, bebekte rahatlama sağlayabilir. Ilık banyo yaptırmak, karnına saat yönünde masaj yapmak rahatlatıcı diğer yöntemlerdir. Rezene, anason, nane çaylarının etkinliği bazı çalışmalarda gösterilmiştir fakat güvenilirlikle ilgili çalışma yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak uzun zamandır araştırılan, gizemini koruyan bu rahatsızlığın en iyi tedavisinin zaman olduğu anlaşılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-stres-bebekte-kolik-olusmasina-neden-olabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Çantası &#8211; Hastane Çantası Hazırlama</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/anne-ve-cocuk/dogum-cantasi-hastane-cantasi-hazirlama.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/anne-ve-cocuk/dogum-cantasi-hastane-cantasi-hazirlama.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 12:18:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[dogum cantasi]]></category>
		<category><![CDATA[doguma giderken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kolaydogum.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Doğum çantama (valizime) neler koymalıyım ya da doğum çantam da neler olmalı? Iste bu sorunuzun cevabini asagidaki yazimizda eksiksiz sekilde bulabilirsiniz. [ad] [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Doğum çantama (valizime) neler koymalıyım ya da doğum çantam da neler olmalı? Iste bu sorunuzun cevabini asagidaki yazimizda eksiksiz sekilde bulabilirsiniz.</h2>
<p><a href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2009/07/dogum_cantasi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6134" title="doğum çantası" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2009/07/dogum_cantasi.jpg" alt="" width="500" height="361" /></a>[ad]</p>
<p>Bir anne adayı hastane çantasını hazırlarken doğum yapacağı mevsime çok önem vermeli, ona göre giysi koymalıdır. Ayrıca doğum yapacağı hastaneden anne ve<a href="http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/anne-ve-cocuk/bebeginiz-huysuz-ise.html" target="_blank"><span style="color: #99cc00;"> <span id="linkzHighlighted_2473" style="border-bottom: 3px double #ff0000; line-height: 1.7; font-weight: bold;">bebek</span></span></a> için temin edecekleri şeyleri öğrenmelidir. Böylece anne adayı çantasını gereksiz, kullanmayacağı eşyalarla doldurmuş olmaz. Doğum çantası ihtiyacı olan her şeyin elinin altında olmasını sağlayacağından bir anne adayı için çok önemlidir. Erken doğum ihtimaline karşı doğuma birkaç ay kala hazır olması gereken bu çanta sayesinde anne adayı kendisini daha rahat hissedecektir.</p>
<h1>Doğum Çantası &#8211; Anne İçin Gerekenler</h1>
<ul style="list-style-type: circle; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">
<li>Hamilelik ve doğum takip kartınız ve doktor kontrollerinizin bulunduğu dosyanız, son yaptırdığınız kan ve idrar tahlilleriniz, sigorta kartınız, <a href="http://www.modatakibi.net/category/saglikli-yasam/saglik" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">sağlık</span></a> karneniz.</li>
<li>Yakınlarınızın <span id="linkzHighlighted_2463" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; cursor: hand; font-weight: bold;">telefon</span> numaraları</li>
<li>Nakit para</li>
<li>3 adet önden açılan gecelik</li>
<li>1 adet sabahlık</li>
<li>Deodorant, diş macunu ve fırçası, tarak, şampuan, sabun, ıslak temizleme mendilleri, kulak pamuğu vb kişisel eşyalarınız</li>
<li>Saçlarınızı rahatça toplayabileceğiniz toka ya da bant</li>
<li>3-4 adet özellikle önden kopcalı emzirme sütyeni ve pedleri</li>
<li>Meme uçları için krem, göğüs kalkanı</li>
<li>Göğüs pompası (özellikle meme başı olmayan hanımlar için)</li>
<li>İhtiyacı kadar pamuklu ve tek kullanımlık iç çamaşırları</li>
<li>1 paket hijyenik kadın pedi</li>
<li>1-2 adet atlet</li>
<li>Kağıt peçete ve havlu</li>
<li>Eve dönerken giyebileceğiniz rahat kıyafetler</li>
<li>Ayağınızı sıcak tutacak kalın çoraplar</li>
<li>İçinde rahat ettiğiniz kolay giyilebilen alçak topuklu, kaymayan bir çift terlik</li>
<li>Sizi dinlendirip rahatlatacak sevdiğiniz kitap, dergi, teyp ve kasetler</li>
<li>Hastaneye giderken yolda rahat etmenizi sağlayacak yastık</li>
</ul>
<h1>Doğum Çantası &#8211; Bebek İçin Gerekenler</h1>
<ul style="list-style-type: circle; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">
<li>2 tane bady (Mevsime göre kısa veya uzun kollu)</li>
<li>2 tane tulum</li>
<li>2 tane çorap</li>
<li>2 tane ağız mendili</li>
<li>2 tane pijama altı</li>
<li>2 tane şapka ve eldiven</li>
<li>2 takım kıyafet (zıbın takımı, pijama takımı, patiği, başlığı vs)</li>
<li>Yelek ve hırka</li>
<li>Battaniye</li>
<li>3–4 tane bebek bezi</li>
<li>Araba koltuğu/ana kucağı veya portbebe</li>
<li>Havlu, ıslak mendil</li>
<li>2 tane önlük</li>
<li>2 tane yelek</li>
<li>Bebe şampuanı</li>
<li>Saç Fırçası</li>
<li>Kirli çamaşır torbası</li>
<li>Bebek yatağı için çarşaf (hastaneye sormak faydalı olur)</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/anne-ve-cocuk/dogum-cantasi-hastane-cantasi-hazirlama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik (Gebelik) Dönemi &#8211; Emziren Anneler ve Bitkiler</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-gebelik-donemi-emziren-anneler-ve-bitkiler.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-gebelik-donemi-emziren-anneler-ve-bitkiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:57:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kolaydogum.com/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik (Gebelik) Dönemi &#8211; Emziren Anneler ve Bitkiler Hamilelik dönemi ve dogum sonrasinda emzirme döneminde bulunan anne adaylari ve yeni annelerimizin cok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5901" title="hamile_kalma" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2009/07/hamile_kalma.jpg" alt="" width="300" height="301" /></p>
<h1>Hamilelik (Gebelik) Dönemi &#8211; Emziren Anneler ve Bitkiler</h1>
<p>Hamilelik dönemi ve dogum sonrasinda emzirme döneminde bulunan anne adaylari ve yeni annelerimizin cok merakla yaklastiklari konulardan birisi bitkiler konusu. Bitkilerle <span id="linkzHighlighted_2474" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">tedavi</span> artik gunumuzde tamamen kabul ediliyor olsada ozellikle hamilelik dönemi ve yeni annelerin bazi bitkileri kullanmalari gercekten sagliklari acisindan sorunlara yol acabiliyor. Bizde bu konu hakkinda ozellikle hamilelik (gebelik) döneminde bulunan anne adaylarimizin hangi bitkiyi kullanmamalari gerektigi konusunda sizleri bilgilendirmek adina Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Alman kanunlarıyla düzenlenen hamile ve emziren annelerin kullanmamasi gereken bitkiler listesini asagida sizlerle paylasiyoruz.</p>
<h1>Hamile ve Emziren Annelerin Kullanmamasi Gereken Bitkiler Nelerdir?</h1>
<ul style="list-style-type: circle; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">
<li>Aloe (Sarısabır)</li>
<li>Ananas</li>
<li>Ardıç meyvesi</li>
<li>Arnika</li>
<li>Ayı üzümü</li>
<li>Barut ağacı kabuğu</li>
<li>Devedikeni</li>
<li>Ekinezya</li>
<li>Enginar yaprağı</li>
<li>Hayıt meyvesi</li>
<li>Kava-kava kökü</li>
<li>Kediotu kökü</li>
<li>Kınakına kabuğu</li>
<li>Maydanoz otu ve kökü</li>
<li>Meyan kökü (Günde 1-2 gr, 2-3hafta süreyle kullanılabilir)</li>
<li>Öksürükotu</li>
<li>Ravent kökü</li>
<li>Sinameki</li>
<li>Yılan kökü</li>
<li>Zencefil kökü</li>
</ul>
<p>Yukarida yeralan listemizin disinda hamilelikte (gebelikte) asagidaki bitkilerle ilgili bilgilerden de yararlanabilirsiniz.</p>
<h1>Keten Tohumu:</h1>
<p>Hamilelikteki kabızlıkta keten tohumu öğütülmeden bol su ile alınabilir. Ayrica karnıyarık tohum kabuğu da bol suyla kullanılabilir.</p>
<h1>Gül Esansı ve Hakiki Gül Suyu</h1>
<p>Hamileler sıkıntı ve sinirlilik halinde gül esansı ve hakiki gül suyu dışında hiçbir koku maddesi ve yağ (esans) kullanmamalıdır.</p>
<h1>Papatya, Melisa, Nane Çayları</h1>
<p>Hamilelikteki bulantıda melisa ve nane karışımından çay yapılabilir. Hakiki papatya (Matricariya recutita-chamomilla recutita) da bu çay karışımına ilave edilebilir. Bu karışımdan (melisa, nane ve papatya eşit miktarlarda) bir çay kaşığı bir çay fincanı (150 gr) sıcak suya konur, fincanın ağzı kapalı olarak 10 <span id="linkzHighlighted_2475" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">dakika</span> demlenir, süzülür ve içilir. Bu çaydan ihtiyaca göre günde 3–5 fincan hazırlanarak içilebilir.</p>
<p>Not: Yukarida yeralan bilgiler WHO monografileri, Kommission E monografiler ve ESCOP monografileri ile karşılaştırılabilir.<span id="_marker"> </span></p>
<h1>Hamilelik (Gebelik) Dönemi &#8211; Emziren Anneler ve Bitkiler</h1>
<p><span class="tex2">Hamilelik</span> dönemi ve <span class="tex2">dogum</span> sonrasinda emzirme döneminde bulunan <span class="tex2">anne</span> adaylari ve yeni annelerimizin cok merakla yaklastiklari konulardan birisi bitkiler konusu. Bitkilerle <span id="linkzHighlighted_2474" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">tedavi</span> artik gunumuzde tamamen kabul ediliyor olsada ozellikle <span class="tex2">hamilelik dönemi</span> ve yeni annelerin bazi bitkileri kullanmalari gercekten sagliklari acisindan sorunlara yol acabiliyor. Bizde bu konu hakkinda ozellikle hamilelik (<span class="tex2">gebelik</span>) döneminde bulunan anne adaylarimizin hangi bitkiyi kullanmamalari gerektigi konusunda sizleri bilgilendirmek adina Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Alman kanunlarıyla düzenlenen hamile ve emziren annelerin kullanmamasi gereken bitkiler listesini asagida sizlerle paylasiyoruz.</p>
<h1>Hamile ve Emziren Annelerin Kullanmamasi Gereken Bitkiler Nelerdir?</h1>
<ul style="list-style-type: circle; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">
<li>Aloe (Sarısabır)</li>
<li>Ananas</li>
<li>Ardıç meyvesi</li>
<li>Arnika</li>
<li>Ayı üzümü</li>
<li>Barut ağacı kabuğu</li>
<li>Devedikeni</li>
<li>Ekinezya</li>
<li>Enginar yaprağı</li>
<li>Hayıt meyvesi</li>
<li>Kava-kava kökü</li>
<li>Kediotu kökü</li>
<li>Kınakına kabuğu</li>
<li>Maydanoz otu ve kökü</li>
<li>Meyan kökü (Günde 1-2 gr, 2-3hafta süreyle kullanılabilir)</li>
<li>Öksürükotu</li>
<li>Ravent kökü</li>
<li>Sinameki</li>
<li>Yılan kökü</li>
<li>Zencefil kökü</li>
</ul>
<p>Yukarida yeralan listemizin disinda hamilelikte (gebelikte) asagidaki bitkilerle ilgili bilgilerden de yararlanabilirsiniz.</p>
<h1>Keten Tohumu:</h1>
<p>Hamilelikteki kabızlıkta keten tohumu öğütülmeden bol su ile alınabilir. Ayrica karnıyarık tohum kabuğu da bol suyla kullanılabilir.</p>
<h1>Gül Esansı ve Hakiki Gül Suyu</h1>
<p>Hamileler sıkıntı ve sinirlilik halinde gül esansı ve hakiki gül suyu dışında hiçbir koku maddesi ve yağ (esans) kullanmamalıdır.</p>
<h1>Papatya, Melisa, Nane Çayları</h1>
<p>Hamilelikteki bulantıda melisa ve nane karışımından çay yapılabilir. Hakiki papatya (Matricariya recutita-chamomilla recutita) da bu çay karışımına ilave edilebilir. Bu karışımdan (melisa, nane ve papatya eşit miktarlarda) bir çay kaşığı bir çay fincanı (150 gr) sıcak suya konur, fincanın ağzı kapalı olarak 10 <span id="linkzHighlighted_2475" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">dakika</span> demlenir, süzülür ve içilir. Bu çaydan ihtiyaca göre günde 3–5 fincan hazırlanarak içilebilir.</p>
<p>Not: Yukarida yeralan bilgiler WHO monografileri, Kommission E monografiler ve ESCOP monografileri ile karşılaştırılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-gebelik-donemi-emziren-anneler-ve-bitkiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik ve Epilasyon</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/gebelik-ve-epilasyon.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/gebelik-ve-epilasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:56:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kolaydogum.com/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik ve Epilasyon İstenmeyen tüyler özellikle yüzde olanlar günümüz kadınlarının sorunlarından birisidir. Gerek vücutta gerekse yüz ve çevresinde büyüyen bu tüylerden kurtulmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/02/Desktop31.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-6315" title="epilasyon" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/02/Desktop31-570x356.jpg" alt="" width="570" height="356" /></a></p>
<h1>Gebelik ve Epilasyon</h1>
<p>İstenmeyen tüyler özellikle yüzde olanlar günümüz kadınlarının sorunlarından birisidir. Gerek vücutta gerekse yüz ve çevresinde büyüyen bu tüylerden kurtulmak için pekçok yöntem mevcuttur. Ağda gibi geleneksel yöntemlerin yanısıra günümüzde laser epilasyon ve elektroliz gibi değişik ve modern yöntemler de kullanılmaktadır. Modern yöntemlerin farkı ağda gibi geçici bir çözüm yolu olmayıp istenmeyen tüylerden kalıcı şekilde kurtulmayı sağlamasıdır.</p>
<p>Bu yöntemlerin gebelik öncesinde ya da gebelik sırasında kullanılması anne adaylarında zaman endişeye neden olabilmekte ve gebelikte kullanımlarının güvenilirliği konusunda kafalarında soru işaretleri oluşmaktadır.</p>
<h1>Lazer Epilasyon</h1>
<p>Lazer (Laser) <span id="linkzHighlighted_2479" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">ışık</span> enerjisi kullanan bir tekniktir. Ortaya çıkan elektromanyetik ışıma röntgende kullanılan X-ışınlarından farklıdır ve doku içinde ilerleme özelliği yoktur. Işın sadece işlemin yapıldığı alana örneğin sadece yüze etki eder ve etki alanı sadece birkaç milimetre ile sınırlıdır. Bu nedenle anne karnı içindeki bebeğe ulaşması ya da zarar verebilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Benzer şekilde radyo dalgaları ile çalışan epilasyon sistemlerinde de <span id="linkzHighlighted_2473" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">bebek</span> ile ilgili bilinen bir risk söz konusu değildir. Bu cihazlar x-ışını ile çalışan röntgen cihazlarına göre daha düşük ferakans ve enerjide radyasyon ile çalışmaktadırlar. Bundan daha önemlisi söz edilen radyasyon iyonize edici özelliği olmayan radyasyondur. İşlem bittiğinde ortada radyasyon da kalmaz. Bu nedenle gebelikte kullanımı ile ilgili bilinen bir risk söz konusu değildir.</p>
<h1>Elektroliz</h1>
<p>Epilasyonun bir diğer türü olan elektroliz ise biraz daha farklıdır. Burada cilt içine yerleştirilen küçük ve ince bir iğne yardımı ile elektrik akımı verilerek kıl kökü tahrip edilir. Elektroliz 100 yıldan uzun bir zamandır kullanılan bir yöntemdir ve bugüne kadar gebelik üzerinde olmusuz bir etkisi bildirilmemiştir.</p>
<p>Bununla beraber meme başı çevresindeki kılların için gebeliğin son dönemlerinde elektroliz yapılması önerilmemektedir. Bu öneri özellikle emzirmeyi isteyen anne adayları için geçerlidir. Benzer şekilde son 3 aya girildikten sonra karın üzerindeki tüyler için de elektroliz önerilmez. Bunun nedeni bebeğin <span id="linkzHighlighted_2474" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">zarar</span> göreme riski değildir. Bu dönemde cilt özellikle karın cildi oldukça hassas olmaktadadır. Ayrıca son dönemlerde karın üzerinde yapılan işlem bebeğin fazla hareket etmesine neden olabilir. Hem bebeğin hareketleri hem de işlem sırasında duyulabilecek hafif ağrı anne adayını rahatsız edebilir.</p>
<p>Elektroliz mutlaka uygun hijyen ve sterilite şartlarına sahip yerlerde yapılmalıdır. Aksi taktirde enfeksiyon riski vardır.</p>
<p>Sonuç olarak istenmeyen tüyler her kadının olduğu gibi bebek bekleyen anne adaylarının da önemli bir sorunudur. Pekçok hamile kadın gebelik hormonlarının da etkisi ile artan bu tüylenmeden rahatsızlık duymaktadır. Doğum sonrası bu tüylerin büyük kısmı kendiliğinden yok olacaktır. Bu nedenle epilasyon yöntemlerinin doğum sonrasına ertelenmesi aslında daha uygun bir yaklaşımdır, buna karşın lazer ve elektroliz gibi modern epilasyon yöntemlerinin de bebeğe herhangi bir zararı yoktur.<span id="_marker"> </span></p>
<h1>Gebelik ve Epilasyon</h1>
<p>İstenmeyen tüyler özellikle yüzde olanlar günümüz kadınlarının sorunlarından birisidir. Gerek vücutta gerekse yüz ve çevresinde büyüyen bu tüylerden kurtulmak için pekçok yöntem mevcuttur. Ağda gibi geleneksel yöntemlerin yanısıra günümüzde laser epilasyon ve elektroliz gibi değişik ve modern yöntemler de kullanılmaktadır. Modern yöntemlerin farkı ağda gibi geçici bir çözüm yolu olmayıp istenmeyen tüylerden kalıcı şekilde kurtulmayı sağlamasıdır.</p>
<p>Bu yöntemlerin gebelik öncesinde ya da gebelik sırasında kullanılması anne adaylarında zaman endişeye neden olabilmekte ve gebelikte kullanımlarının güvenilirliği konusunda kafalarında soru işaretleri oluşmaktadır.</p>
<h1>Lazer Epilasyon</h1>
<p>Lazer (Laser) <span id="linkzHighlighted_2479" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">ışık</span> enerjisi kullanan bir tekniktir. Ortaya çıkan elektromanyetik ışıma röntgende kullanılan X-ışınlarından farklıdır ve doku içinde ilerleme özelliği yoktur. Işın sadece işlemin yapıldığı alana örneğin sadece yüze etki eder ve etki alanı sadece birkaç milimetre ile sınırlıdır. Bu nedenle anne karnı içindeki bebeğe ulaşması ya da zarar verebilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Benzer şekilde radyo dalgaları ile çalışan epilasyon sistemlerinde de <span id="linkzHighlighted_2473" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">bebek</span> ile ilgili bilinen bir risk söz konusu değildir. Bu cihazlar x-ışını ile çalışan röntgen cihazlarına göre daha düşük ferakans ve enerjide radyasyon ile çalışmaktadırlar. Bundan daha önemlisi söz edilen radyasyon iyonize edici özelliği olmayan radyasyondur. İşlem bittiğinde ortada radyasyon da kalmaz. Bu nedenle gebelikte kullanımı ile ilgili bilinen bir risk söz konusu değildir.</p>
<h1>Elektroliz</h1>
<p>Epilasyonun bir diğer türü olan elektroliz ise biraz daha farklıdır. Burada cilt içine yerleştirilen küçük ve ince bir iğne yardımı ile elektrik akımı verilerek kıl kökü tahrip edilir. Elektroliz 100 yıldan uzun bir zamandır kullanılan bir yöntemdir ve bugüne kadar gebelik üzerinde olmusuz bir etkisi bildirilmemiştir.</p>
<p>Bununla beraber meme başı çevresindeki kılların için gebeliğin son dönemlerinde elektroliz yapılması önerilmemektedir. Bu öneri özellikle emzirmeyi isteyen anne adayları için geçerlidir. Benzer şekilde son 3 aya girildikten sonra karın üzerindeki tüyler için de elektroliz önerilmez. Bunun nedeni bebeğin <span id="linkzHighlighted_2474" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">zarar</span> göreme riski değildir. Bu dönemde cilt özellikle karın cildi oldukça hassas olmaktadadır. Ayrıca son dönemlerde karın üzerinde yapılan işlem bebeğin fazla hareket etmesine neden olabilir. Hem bebeğin hareketleri hem de işlem sırasında duyulabilecek hafif ağrı anne adayını rahatsız edebilir.</p>
<p>Elektroliz mutlaka uygun hijyen ve sterilite şartlarına sahip yerlerde yapılmalıdır. Aksi taktirde enfeksiyon riski vardır.</p>
<p>Sonuç olarak istenmeyen tüyler her kadının olduğu gibi bebek bekleyen anne adaylarının da önemli bir sorunudur. Pekçok hamile kadın gebelik hormonlarının da etkisi ile artan bu tüylenmeden rahatsızlık duymaktadır. Doğum sonrası bu tüylerin büyük kısmı kendiliğinden yok olacaktır. Bu nedenle epilasyon yöntemlerinin doğum sonrasına ertelenmesi aslında daha uygun bir yaklaşımdır, buna karşın lazer ve elektroliz gibi modern epilasyon yöntemlerinin de bebeğe herhangi bir zararı yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/gebelik-ve-epilasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik Döneminde Stres ve Hamilelikte Stresten Uzak Durmanın Yolları</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-doneminde-stres-ve-hamilelikte-stresten-uzak-durmanin-yollari-2.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-doneminde-stres-ve-hamilelikte-stresten-uzak-durmanin-yollari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:56:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kolaydogum.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik Döneminde Stres ve Hamilelikte Stresten Uzak Durmanın Yolları Hamilelikte büyük bir değişim geçiren anne adayının; bu süreçte güzel duyguların yanında olumsuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2009/11/hamile.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-2297" title="hamile" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2009/11/hamile-570x322.jpg" alt="" width="570" height="322" /></a></p>
<h1>Hamilelik Döneminde Stres ve Hamilelikte Stresten Uzak Durmanın Yolları</h1>
<p>Hamilelikte büyük bir değişim geçiren anne adayının; bu süreçte güzel duyguların yanında olumsuz duygular da yaşadığı gözlenmektedir. Bu olumsuz duyguların nedenleri değişen hormonlar, kişilik özellikleri ve bazı çevresel bazı faktörler olabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #666666;">Anne</span> adayı ilk günden itibaren <span id="linkzHighlighted_2473" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; cursor: hand; font-weight: bold;">bebek</span> sahibi olmanın mutluluğunu yaşarken “iyi bir anne” olmaya yeterli düzeyde hazır olup olmadığının endişesini taşıyabilir. “Bebeğime iyi bakabilecek miyim? Bebeğimi sağlıklı bir şekilde büyütebilecek miyim?” gibi düşünceler bir stres faktörü olarak anneyi meşgul edebilir. Bu dönemde eşinden yeterli desteği alabilen anne adayı bu endişelerini eşi ile paylaşarak rahatlayabilir. Bu duyguların bastırılması, ertelenmesi hamileliğin ilerleyen haftalarında daha olumsuz etkiler yaratabilir. Anne olmaya kendisini hazır hissedebilmek için annelik – <span style="color: #666666;">bebek</span> bakımı – bebek psikolojisi ile ilgili yayınlar okuyabilir, psikologlar ve çocuk doktorları ile iletişime geçebilir. Böylelikle ilerleyen her haftada annelikle ilgili olarak kendisine daha fazla güven duyacaktır.</p>
<p>Hamilelikte değişen vücuduna uyum sağlamakta güçlük çeken anne adayları da vardır. Eldeki şişmeler, mide bulantıları, büyüyen karın ve alınan kilolar moral bozabilmektedir. Hem bebek sahibi olmak hem de eskisi gibi olmayacak bir bedeni kabul edebilmek . Birbirine zıt olan bu iki duyguyu yaşayan anne adayı stres yaşayabilmektedir.</p>
<p>Stres; hamilelik süreci için oldukça riskli bir durumdur. Çünkü yaşanan stresel faktörler bebeğin fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yapılan bazı çalışmalar yüksek orandaki stresin erken <span style="color: #666666;">doğum</span> ve düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırdığını göstermektedir. Bebeğini sağlıklı beslemek için yeterli besinleri almak ve buna bağlı oluşan kiloları kabul edebilmek önemlidir. Doktorunun önerdiği yürüyüş, yüzme vb gibi aktiviteleri düzenli olarak uygulamak, kendini eve kapatmadan sosyal yaşantıya devam edebilmek bu süreçte yaşanabilecek stres düzeyini azaltmada önemli bir etkendir. Anne adayı; yeni bedeni ile eşinin kendisini seveceği ve beğenebileceği düşüncesini kabul edebilmelidir.</p>
<p>Hormonel değişimlere ve çevresel faktörlere bağlı olarak sinirlilik ve ağlama nöbetleri görülebilir. Depresyon ve anksiyeteye bu dönemde sıklıkla rastlanır. Özellikle de hamilelik sürecinde çalışan, aile çatışmaları olan anne adayında bu belirtiler daha fazla gözlenebiliyor. Bir çok evlilik bu süreçte büyük yaralar almaktadır. Bu nedenle tartışmaya yol açan neden her ne olursa olsun eş bu konuda anlayışlı olmayı başarabilmeli, anne adayı da gevşeme teknikleri ile öfkesini kontrol etmeye çalışmalıdır. Bu dönemde kendine zaman ayırabilen, olumsuz düşüncelerini kontrol edebilen, doktorunun önerdiği şekilde düzenli egzersiz yapan, hamile olmanın keyfini çıkaran anne adayı stresten daha kolay bir şekilde uzaklaşabilmekte ve sorunların üstesinden gelebilmektedir.</p>
<p>Riskli bir hamilelik süreci geçiren anne adayının stres düzeyi oldukça yüksektir . Öfke vb. diğer olumsuz duygularını kontrol altına alması oldukça <span id="linkzHighlighted_2463" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">güç</span> olduğundan bu dönemde çevresel desteğin ve anlayışın fazla olması çok önemlidir. Gerginliği arttırabilecek her türlü etken yakınları tarafından kontrol altına alınmalı ve bir psikolog desteği için gerekli başvuru yapılmalıdır.</p>
<p>Bebeğin sağlığı ile ilgili endişeler hamilelik süresince devam etmektedir. Bu düşüncelerin belli bir düzeyde olması oldukça doğaldır. Gün içerisinde bu düşüncelerin sürekli olması, artarak devam etmesi ve sosyal yaşamı olumsuz düzeyde etkilemeye başlaması stres düzeyini arttırarak <span style="color: #666666;">hamilelik</span> sürecine <span id="linkzHighlighted_2474" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">zarar</span> vermektedir. Bu durumda anne adayı stres düzeyini kontrol altına almak için dikkatini bedeninden uzaklaştırmalı ve kendisine ilgilenecek başka şeyler yaratmalıdır. Örneğin; keyif alabileceği sosyal toplantılar düzenleyebilir, müzik eşliğinde yürüyüşler yapabilir .</p>
<h1>Hamilelik Sürecinde Stres Yaşayan Anne Adaylarına Öneriler:</h1>
<p>~ Endişe yaşadığı her duygu ve düşünceyi doktoru ile paylaşarak gerekli bilgileri edinmelidir.</p>
<p>~ Anne olan her kadın gibi kendisinin de yaşayarak ve bilgilenerek anneliği öğrenebileceğini kabul etmeli, kendine güvenmelidir.</p>
<p>~ Çevresel desteğin sağlanması için eşi ve yakınları ile duygu, isteklerini ve beklentilerini paylaşmalıdır.</p>
<p>~ Anne adayı sağlıklı beslenerek, yeterli düzeyde uyku uyuyarak ve dinlenerek stresi daha iyi bir şekilde kontrol altına alabilir.</p>
<p>~ Kendisine zaman ayırmalı, onu üzecek kişi ya da olaylardan uzak durmaya çalışmalıdır. Bazı kişilik özelliklerine sahip olan anne adayları bilinçsiz de olsa stresel ortamları kendileri de yaratabilmektedir.</p>
<p>~ Gevşeme tekniklerini kullanmalıdır (Nefes alma ve kasları dinlendirme egzersizleri).</p>
<p>~ Doktorunun kendisine önerdiği egzersizleri düzeli olarak yapmalıdır.</p>
<p>~ Gün içinde bebeği ile baş başa kalarak onu sevdiğini ifade eden konuşmalar yapmalıdır.</p>
<p>~ Sağlıklı bir hamilelik süreci geçirmeniz dileği ile.<span id="_marker"> </span></p>
<h1>Hamilelik Döneminde Stres ve Hamilelikte Stresten Uzak Durmanın Yolları</h1>
<p>Hamilelikte büyük bir değişim geçiren anne adayının; bu süreçte güzel duyguların yanında olumsuz duygular da yaşadığı gözlenmektedir. Bu olumsuz duyguların nedenleri değişen hormonlar, kişilik özellikleri ve bazı çevresel bazı faktörler olabilmektedir.</p>
<p><a class="tex2" title="Anne" href="http://www.gebelikveannelik.com/"><span style="color: #666666;">A</span></a><span class="tex2"><span style="color: #666666;">nn</span></span><a class="tex2" title="Anne" href="http://www.gebelikveannelik.com/"><span style="color: #666666;">e</span></a> adayı ilk günden itibaren <span id="linkzHighlighted_2473" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; cursor: hand; font-weight: bold;">bebek</span> sahibi olmanın mutluluğunu yaşarken “iyi bir anne” olmaya yeterli düzeyde hazır olup olmadığının endişesini taşıyabilir. “Bebeğime iyi bakabilecek miyim? Bebeğimi sağlıklı bir şekilde büyütebilecek miyim?” gibi düşünceler bir stres faktörü olarak anneyi meşgul edebilir. Bu dönemde eşinden yeterli desteği alabilen anne adayı bu endişelerini eşi ile paylaşarak rahatlayabilir. Bu duyguların bastırılması, ertelenmesi hamileliğin ilerleyen haftalarında daha olumsuz etkiler yaratabilir. Anne olmaya kendisini hazır hissedebilmek için annelik – <span class="tex2"><span style="color: #666666;">bebek</span></span> bakımı – bebek psikolojisi ile ilgili yayınlar okuyabilir, psikologlar ve çocuk doktorları ile iletişime geçebilir. Böylelikle ilerleyen her haftada annelikle ilgili olarak kendisine daha fazla güven duyacaktır.</p>
<p>Hamilelikte değişen vücuduna uyum sağlamakta güçlük çeken anne adayları da vardır. Eldeki şişmeler, mide bulantıları, büyüyen karın ve alınan kilolar moral bozabilmektedir. Hem bebek sahibi olmak hem de eskisi gibi olmayacak bir bedeni kabul edebilmek . Birbirine zıt olan bu iki duyguyu yaşayan anne adayı stres yaşayabilmektedir.</p>
<p>Stres; hamilelik süreci için oldukça riskli bir durumdur. Çünkü yaşanan stresel faktörler bebeğin fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yapılan bazı çalışmalar yüksek orandaki stresin erken <span class="tex2"><span style="color: #666666;">doğum</span></span> ve düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırdığını göstermektedir. Bebeğini sağlıklı beslemek için yeterli besinleri almak ve buna bağlı oluşan kiloları kabul edebilmek önemlidir. Doktorunun önerdiği yürüyüş, yüzme vb gibi aktiviteleri düzenli olarak uygulamak, kendini eve kapatmadan sosyal yaşantıya devam edebilmek bu süreçte yaşanabilecek stres düzeyini azaltmada önemli bir etkendir. Anne adayı; yeni bedeni ile eşinin kendisini seveceği ve beğenebileceği düşüncesini kabul edebilmelidir.</p>
<p>Hormonel değişimlere ve çevresel faktörlere bağlı olarak sinirlilik ve ağlama nöbetleri görülebilir. Depresyon ve anksiyeteye bu dönemde sıklıkla rastlanır. Özellikle de hamilelik sürecinde çalışan, aile çatışmaları olan anne adayında bu belirtiler daha fazla gözlenebiliyor. Bir çok evlilik bu süreçte büyük yaralar almaktadır. Bu nedenle tartışmaya yol açan neden her ne olursa olsun eş bu konuda anlayışlı olmayı başarabilmeli, anne adayı da gevşeme teknikleri ile öfkesini kontrol etmeye çalışmalıdır. Bu dönemde kendine zaman ayırabilen, olumsuz düşüncelerini kontrol edebilen, doktorunun önerdiği şekilde düzenli egzersiz yapan, hamile olmanın keyfini çıkaran anne adayı stresten daha kolay bir şekilde uzaklaşabilmekte ve sorunların üstesinden gelebilmektedir.</p>
<p>Riskli bir hamilelik süreci geçiren anne adayının stres düzeyi oldukça yüksektir . Öfke vb. diğer olumsuz duygularını kontrol altına alması oldukça <span id="linkzHighlighted_2463" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">güç</span> olduğundan bu dönemde çevresel desteğin ve anlayışın fazla olması çok önemlidir. Gerginliği arttırabilecek her türlü etken yakınları tarafından kontrol altına alınmalı ve bir psikolog desteği için gerekli başvuru yapılmalıdır.</p>
<p>Bebeğin sağlığı ile ilgili endişeler hamilelik süresince devam etmektedir. Bu düşüncelerin belli bir düzeyde olması oldukça doğaldır. Gün içerisinde bu düşüncelerin sürekli olması, artarak devam etmesi ve sosyal yaşamı olumsuz düzeyde etkilemeye başlaması stres düzeyini arttırarak <span class="tex2"><span style="color: #666666;">hamilelik</span></span> sürecine <span id="linkzHighlighted_2474" style="border-bottom: #ff0000 3px double; line-height: 1.7; color: #ff0000; font-weight: bold;">zarar</span> vermektedir. Bu durumda anne adayı stres düzeyini kontrol altına almak için dikkatini bedeninden uzaklaştırmalı ve kendisine ilgilenecek başka şeyler yaratmalıdır. Örneğin; keyif alabileceği sosyal toplantılar düzenleyebilir, müzik eşliğinde yürüyüşler yapabilir .</p>
<h1>Hamilelik Sürecinde Stres Yaşayan Anne Adaylarına Öneriler:</h1>
<p>~ Endişe yaşadığı her duygu ve düşünceyi doktoru ile paylaşarak gerekli bilgileri edinmelidir.</p>
<p>~ Anne olan her kadın gibi kendisinin de yaşayarak ve bilgilenerek anneliği öğrenebileceğini kabul etmeli, kendine güvenmelidir.</p>
<p>~ Çevresel desteğin sağlanması için eşi ve yakınları ile duygu, isteklerini ve beklentilerini paylaşmalıdır.</p>
<p>~ Anne adayı sağlıklı beslenerek, yeterli düzeyde uyku uyuyarak ve dinlenerek stresi daha iyi bir şekilde kontrol altına alabilir.</p>
<p>~ Kendisine zaman ayırmalı, onu üzecek kişi ya da olaylardan uzak durmaya çalışmalıdır. Bazı kişilik özelliklerine sahip olan anne adayları bilinçsiz de olsa stresel ortamları kendileri de yaratabilmektedir.</p>
<p>~ Gevşeme tekniklerini kullanmalıdır (Nefes alma ve kasları dinlendirme egzersizleri).</p>
<p>~ Doktorunun kendisine önerdiği egzersizleri düzeli olarak yapmalıdır.</p>
<p>~ Gün içinde bebeği ile baş başa kalarak onu sevdiğini ifade eden konuşmalar yapmalıdır.</p>
<p>~ Sağlıklı bir hamilelik süreci geçirmeniz dileği ile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelik-doneminde-stres-ve-hamilelikte-stresten-uzak-durmanin-yollari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Baba Psikolojisi</title>
		<link>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-baba-psikolojisi.html</link>
		<comments>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-baba-psikolojisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 11:27:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gürhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[baba psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan sonra ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[dogum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası seks]]></category>
		<category><![CDATA[doğumdan sonra seks]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte kilo alımı]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.modatakibi.net/?p=6994</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik süresince ve doğum sonrasında babalar ne hisseder? İşte baba olmanın psikolojisi… Yapılmış çalışmaların pek çoğu fetusu taşıyan o olmamakla birlikte ‘gebe’ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/baba_psikolojisi_mkle.jpg"><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" title="baba ve oğul" src="http://www.modatakibi.net/wp-content/uploads/2010/baba_psikolojisi_mkle.jpg" border="0" alt="" width="549" height="311" /></a></p>
<p><strong>Hamilelik süresince ve doğum sonrasında babalar ne hisseder? İşte baba olmanın psikolojisi…</strong></p>
<p>Yapılmış çalışmaların pek çoğu fetusu taşıyan o olmamakla birlikte ‘gebe’ babalar uterine odaklanmıştır. Çünkü babalar da gebe kadınların sergilediği belirtilerin birçoğunu aslında yaşarlar. Bu yazımızda  babaların hem hamilelik süresince, hem de doğum sonrasındaki psikolojilerine değindik.</p>
<p><strong>Terk edilmişlik duygusu</strong></p>
<p>Kuşaklar değiştikçe üreme sürecine erkeğin katılması, yalnızca spermin yumurtayı döllemesiyle sınırlı kalmamaktadır. Babalar gebeliğe ve doğuma uzaktan bakmaktayken, günümüzün yadsınamayacak gerçeği bu durumda kaydedilen değişikliklerdir. Sosyal eğitim, gebeliğin kadının bedeninde oluştuğu gerçeğini değiştirmemiştir. Babaların bu nedenle kendilerini terk edilmiş, bırakılmış hissetmelerini, hatta eşlerine yönelik kıskançlık geliştirmeleri de engelleyememiştir.</p>
<p>Bu durumdan bazen kadınlar, bazen de erkekler sorumludur. Öte yandan babanın gücenme duygusunun henüz oluşmadan çözümlenmesi gerekir. Sizin için bunu gerçekleştirmenin en iyi yolu eşinizin gebeliği sırasında doğum uzmanıyla eşinizin görüştüğü sıklıkta görüşmek, önemli doktor ziyaretlerine ve doğum öncesi testlere onunla birlikte katılmaktır. Aynı zamanda siz de gebelik hakkında okuyabilir, bol bilgi sahibi olmaya çalışabilir, bebeğinizle anne karnındayken bile iletişim kurabilir, onun için alışveriş yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>Cinsellikten korku</strong></p>
<p>Gebelik ilerledikçe cinsel isteğim önemli bir sorunla karşılaştığı doğrudur. Bu konuda aklınızı yormanıza gerek yoktur. Birleşme sırasında ne bebek, ne de anne sıkıntılı bir babanın sels yapması nedeniyle incinir (Bir sorun çıkması çok düşük bir olasılıktır). <span class="aa_link">Hamilelikte güvenli seks</span> ile ilgili daha detaylı yazımızı okumak için <span class="aa_link">yazımızı</span> tıklayın. Unutmayın; eşinizin seks yapmaktan zarar görmeyeceği gibi, gebeliğin getirdiği duygusal ve bedensel yakınlaşma ona iyi de gelecektir. Hatta biliyor muydunuz; bebek de birleşme sırasındaki yumuşak sallantıdan ve rahmin orgazm sırasındaki kasılmasından huzur duyacaktır.</p>
<p>Doğum sonrasında ise babaların cinsel yönden daha az istekli olmaları söz konusu olabilir. Bebek gece boyunca uyumamışsa yorgunluk olabilir, baba bedeni henüz iyileşmeden eşine zarar vermekten korkabilir, vajina ve memenin farklı işlevlerinin  görülmüş olması soğuma yaratbilir, vs… Bazı çiftler 6 hafta sonunda kontrole gitmeden önce istekli olabildikleri gibi, diğer bir grup için ise 6 aya gerek vardır. Eğer cinsel isterk geri dönmezse ve yokluğu gerilim nedeni olursa, profesyonel yardım alınması gerekecektir. Daha detaylı bilgi sahibi olmak için <span class="aa_link">doğumdan sonrası seks hayatı</span> yazımızı tıklayın.</p>
<p><strong>Duygu değişiklikleri</strong></p>
<p>“Gebelik testinden olumlu sonuçlar aldığımızdan beri benim ve eşimin mizacı dalgalanma gösteriyor. O kendini iyi hissettiğinde ben kötü oluyorum; ya da tam tersi” diye düşünüyor musunuz? Anne ve babanın her ikisinde de depresyon gelişmesi ancak 10 olgunun 1’inde görülebilen bir durumsa da depresyon sıklıkla çiftlerden birinde ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni belki de sevilen bir kişide ortaya çıkan depresyonun kendi duygularımıza baskın gelerek bizi güçlü kılması ve böylece destek veren bir konuma getirmesidir.</p>
<p>Gebelik sırasındaki depresyon konusunda endişelenmeye gerek yoktur. Çünkü sıklıkla ve genellikle kendi kendini sınırlar niteliktedir. Ancak bunun ortadan kalkması için bazı basamakların aşılması gerekmektedir. Bunun için aktif olun ve kendinizi kötü hissetmekten kaçının. Duygularınızı eşinizle, daha önce baba olmuş arkadaşlarınızla, hatta kendi babanızla paylaşın. Alkol ve diğer ilaçlardan kaçının; zihinsel ve pratik olarak her ikiniz de odayı hazırlayarak, alışveriş yaparak bebek için hazırlanın. <span class="aa_link">Annelerde doğum sonrası depresyonla</span> ilgili bilgiler okumak için yazımızı mutlaka tıklayın.</p>
<p><strong>Yaşamınızdaki değişikliklere ilişkin kaygı</strong></p>
<p>Bu endişeler neleri kapsar? Hemen yanıtlayalım… “Daha büyük bir aileyi geçindirebilecek miyim? İyi bir baba olabilecek miyim? Çocuğun bakımını nasıl paylaşacağız? Sosyal yaşantımızdan vazgeçmeli miyiz? Karı koca ilişkimiz değişecek mi?”</p>
<p>Daha büyük bir aileyi elbet geçindirebileceksiniz. Unutmayın; bebek doğduktan sonra maddi olanaklarınızı onun ihtiyaçlarına göre düzenleyeceksiniz ve ihtiyaca yönelik alışverişlerle, eşinizin ileride işe dönmesiyle, vs bütçenizi ayarlayabilirsiniz. İyi bir baba elbet olacaksınız. Babalık zaman içinde, işin içine girilmesi, sebat edilmesi ve sevgiyle öğrenilir. İlgili eğitici kitaplar, yazılar okumanız faydalı olacaktır. Çocuğun bakımını paylaşırken eşinizle birlikte konuşarak iş bölümü yaptığınızda aslında ne kadar kolay olduğunu anlayacaksınız. Sosyal yaşantıya gelince; yeni bir bebek elbet bir süre ilgi odağı olur ve eski alışkanlıklarınızı kenara iter. Gittiğiniz mekanlar, görüştüğünüz arkadaşlar da mutlaka farklılaşacaktır. Peki karı-koca ilişkiniz? Bunula ilgili oldukça faydalı bir yazımız var: <span class="aa_link">Çocuktan sonra evlilik ilişkisi</span>… Mutlaka okuyun!</p>
<p><strong>Eşinizin görünüşü</strong></p>
<p>Gebeliği sırasında eşinizin kilo alması doğumcunun ilgisi dahilindedir. Bunu sağlıklı bir bebek sahibi olmanın bedeli olarak görün. <span class="aa_link">Hamilelikte kaç kilo alınmalı</span> hakkındaki yazımızı okuyarak kapsamlı bilgiye sahip olabilirsiniz. Eşiniz beslenmesine dikkat ederek bu konuda adım atabilir (diyet yapmadan, beslenmeye dikkat ederek: <span class="aa_link">Hamileyken diyet yapılır mı?</span> yazımızı mutlaka okuyun!). Siz de dikkat edeceğiniz birkaç konuyla ona yardımcı olabilirsiniz.</p>
<p>Örneğin o haşlanmış sebze yerken size karşısında hamburger yiyip onu baştan çıkarmayın. Bu dönemde çok fazla öneride bulunmamay özen gösterin. Elbet hatırlatmalarda bulunun; ama kafasına kakmayın. Eşinizin olumlu yönlerini vurgulayın. Gebe görünüşüne hayran olduğunuzdan, gebeliğin ona ne kadar yakıştığından bahsederek ona güven kazandırabilirsiniz. <span class="aa_link">Doğum sonrası formu korumak için evde bile yapılabilecek birkaç egzersiz</span> var; tıklayarak okuyabilirsiniz. Bu egzersizleri eşinizle birlikte sizin de yapmanız onu motive edecektir.</p>
<p><small>Kaynak:pudra.com</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.modatakibi.net/saglikli-yasam/hamilelik-saglikli-yasam/hamilelikte-baba-psikolojisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

